Dünyada her şey sonunda bir kitap olmak üzere vardır - Stéphane Mallarmé(1842-1898)

6.8.14

gözlerimi yumarak başlıyorum ve sonra umarak;

göz kapağının iç tarafına yansımalı
hayal değil gördüğün,
benim olan.

13.7.14

kitap muhabbeti

geçen gün bitirdiğim kitapla başlıyorum lagalugaya.emrah serbes-deliduman mutlaka okunmalı. Gabriel Garcia Marquez biraz uzatır ama ustadır hakkıdır okunmalı. Stefan Zweig okumaya "satranç" ile başlanmalı. İntihar eden yazarlara olan özel ilgimden ve viyanalı olmasından dolayı onun yeri ayrıdır.İntihar eden yazarlar demişken  Sylvia Plath - Sırça fanus mutlaka edinilmeli arada yerli S.Plath Nilgün Marmara da okunur.
Şezlong başlarına Marc Levy önerilir, Heinrich Böll okumak için havaların soğumasını bekleyebilirsin ancak fona Bob Dylan açmadan okumayınız. 
"Sevda Sözleri", "Sonrası Kalır", "Büyük Saat" zaten başucu. "Küçük Prens", "MOMO","Martı Jonathan Livingston" zaten baştacı. Paul Auster ve Paulo Coelho Can yayınları standının yanından geçerken almazsam olmaz kitapları. Gogol'un "palto"su unutulmasın. 
İhsan Oktay, Alper Canıgüz, Barış Bıçakçı,Yusuf Atılgan,John Fowles,Sabahattin Ali,Murakami,Ayfer Tunç,Zülfü Livaneli, J.D. Salinger,Dostoyevski,Kafka,Andre Gide, Sait Faik,Attila İlhan okumadan ölmeyiniz.

12.7.14

sonra ben ne yazacağımı bilemiyorum.
güzel olunca hani ben sen insanlar ağaçlar günler geceler filan. 

Boşveriyim ben en iyisi. Boş veriyorum bu kağıdı size, doldurun gönlünüzce.


8.7.14

alo'yu sevmem.

planlı yaşamak durumunda bırakıldık. Kendi kabuklarımızın içine çizikler atarak zamanı kolladık önce, sonra kaplumbağa olamayışımızın yıl dönümlerini hesapladık.
yarının taslağını bugünden yapacaksak yarının ne esprisi kalıyor bayım. Onun bana getirisi olmayacak da hep ben mi bugünden "yarın" biçicem. Yok, hiç bana göre değil. Siz kapayın ben ararım.

3.7.14

samimi olmak gerekirse diye başladığı cümlelerde dahi samimi olamayan insanları sol tarafa doğru ittirme alışkanlığımızdan sıyrılmanın en iyi yolu uzun cümlelerden vazgeçmektir.
bu güneşli perşembenin aforizmasıdır bu. kapı pencere pervazlarına iliştirip saklayınız.

2.7.14

Ot dergi temmuz sayısı otlak'da yazım. Ufak bi yazım hatasıyla basılmış. erge güçlü yerine ege yazılmış ismim. Atlanmasın "r"si, okurken ekleyiverin.

Öperim.

21.6.14

kovalamaca

Tarih atmayın karaladıklarınıza, fonda çalan şarkıyı not edin.

Boşverin rakamları. Kaç para kazanıyor, boyu kaç cm, kaç kilosun, kaçıncı gelişin , kaç metrekare bu ev, kaç ortalamayla mezun oldun, bu kaçıncı ayakkabın, kaçıncı katta oturuyosun, kaçıncı evliliğin,kaç ağustos geçti,kaç günlük,kaçıncı uykundasın,kaç gün sonra bitecek.işte tam da bunlardan bahsediyorum, her birinden kaç.
Koşarak.

26.5.14


Bitmeyen tatiller, güzel kitapların sonları,deniz kenarları ve iyi şiirlerin başlangıcı

omuz çukuruna.

ya da uzatın ellerinizi başka dilde dileyelim.


10.5.14

Dev kütüphanelerde kendinden büyük sözler eden kitaplardan öğrendik,
biz her ne öğrendiysek hayat ona benzemeye çalıştı.

direndik. hayal hayata benzemesin böyle güzeliz diye.

20.4.14

peki öyleyse, böyle. böyleyse şöyle.

b plan klavuzu

29.3.14

Kırmızı başlıklı

Kitapların rafları değişti,ardından elleri değişti kapakların. Farklı eller farklı kitap kapaklarına sahip oldu ya da öyle sandı.farklı eller farklı ellere sahip oldu.sonra kitaplar başa sardı hikayeyi.sonra şiir başa sardı hayatı.olmayanı var etmenin yolu "harf" ya da harfler.seviyoruz çoğulu.-lar -ler bayılıyoruz.bi yerlerde çok yalnızlık birikmiş onu kapatıyoruz belki. Tabularımıza da böyle dokunuyoruz.kaka,pipi,popo,mama,kuku gibi aynı heceleri tekrarlıyoruz,çift çift.bebeklere de  bahsedemediklerimizi böyle masumlaştırıyoruz. masumlaştırmak sadeleştirmek midir.ya da her sade masum mudur ya da masum ne kadar sade ve gerçektir.bunları sırayla geçiyoruz, çift çift.
sonra büyüyor çocuk, matematiğe geliyor sıra.sadeleştirip x'i yalnız bırakıyor cam kenarındaki sırasında.

buradan çok yolcu geçti.yolu olmayan yolcular.çaylarını tazeledik.uyudular.ılık ve sessiz.
İyi uykular içi geçmiş sokak lambaları.sizin için içmişiz kabul edin. İyi uykular. 

19.3.14

Franz Kafka

kuş aramaya çıkan kafesin ağzından:

aforizmalar - 46.
"sein" sözcüğü Almanca'da iki anlama gelir: "varolmak" ve "onun olmak"

bana defterin kaybolan bölümü lazım; gel onları konuşalım.

11.3.14

Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk 
Gece trenlerine binme, kaybolursun 
Sokaklarda mızıka çalma çocuk 
Vurulursun..

A.İlhan

6.3.14

bahardandır, olur öyle.

5.3.14

19.2.14

j.fowles

"Ben onun deliliğiyim.
Yıllar boyu deliliğine bir özne arıyordu.Sonunda beni buldu."

14.2.14

y


Martı,müzik,masal ve mutluluk'un m ile başlaması tesadüf değildir.kuşların m ile resmedilmesi de öyle.ama bu yazının başlığı da y, hep öyledir burda başlangıçlar ve muhabbet kuşları.

2.2.14

Pazar günaydını


Biraz akşamdan kalmayız, biraz kitaplardan çalma
Fazla güzel

Evet evet hayat diyorum, gülmek için
hayat.




26.1.14

Henry Miller


Babası terzi, ismi Heinrich Miller.Evde kumaşlar var yamalanan,evde hayatlar var yamalanan ve yoğurtlar.
Oğlak dönencesinden yazıyor bazı bazı yengeç. sonra başka sıfatlar ekliyor ceplerine; ressam, piyanist. Güzel de konuşuyor hani, oldukça : 


"Leben ist das,was uns zustösst,w
ährend wir uns etwas ganz anderes vorgenommen haben."

peace


4.1.14

*

       Ada vapuru ve diğer bir çok vapur yandan çarklıdır.Gözlerini kısarak konuşan insanları severim, başka söyleyeceklerim de var: Annenin kırmızı saçlısı,tatlılardan sufle,tuzlulardan yeşil zeytin, şehirlerden izmir, sayılardan sekiz, günlerden çarşamba,günlerden denize girdiğin gün, şairlerden Cemal Süreya, kitaplardan küçük prens, kitaplardan her kitap, yazarlardan eline kalem yakışan, isimlerden yağız, ayakkabı numaralarından 35,aylardan ağustos,aylardan kasım, meyvelerden erik, mevsimlerden ıhlamur,deniz kenarının kalamar midyelisi, ilişkilerden samimisi, aşklardan eğlencelisi, insanlardan güler yüzlüsü,bebeklerden ikizi, şarkılardan "imagine", müzisyenlerden bob dylan, ülkelerden küba, viyana venedik prag berlin londra dublin güzeldir. afrika da güzeldir, "afrika hariç değil"dir çünkü.
     Haftalardan final haftası,renklerden turuncu,yemeklerden tavuk pilav, erkeklerden kalın enselisi, insanlardan kalın kafalısı, sabahlardan erken kalkılanı, günlerden pazar, kahvenin hatırsızı,kahvenin kremasızı,çaylardan muhabbetsizi çirkindir.ötekileştirmek çirkindir, aynılaşmak da öyle.



çirkinleşmeyelim .

25.12.13

Çarşambalar, normalin beş fazlası mutlu olmak için.


Je veux-zaz 

9.12.13

"delirmek belirmektir" i edinin.ekinezya ıhlamur da edinin.
Sayfa 119,89 ve 41i başucuna edinin. 

4.12.13

günaydın'ın rengi mavi, tavanın da

1.12.13

^^

hayattan memnun olmaları saat beşlere bıraktık.
sabah 5, akşamüzeri 17:00

40 yıl hatrı olan kahveleri yarısında bıraktık ki 20li yaşların hatrı kalsın
sokaklardaki adımlarımız unutulmasın
adımlarımızın neşeli çorapları,
gülmemizin sebepsizliği anlaşılmasın

yok hayır 40lı yaşların elitliğine yakışmaz parkalı serseri kollarımız
sokak ortalarına oturmalarımız yakışmaz kürkün içindeki inciye
büyüyünce yakışmaz dantele fevri davranmak
topuklarımızın tıkırtısına benzetemeyiz bez lastik pabuçları.

belki hiç benzemeyiz şimdiye
yok yok, biz en iyisi kahveleri yarım bırakalım bayan
20li yaşların hatrı kalsın.

19.11.13

sokaklar:şehir iskeleti

Şiiri tüm marjinalliğiyle cam fanusuna sakladık. Sokaklar camdan.
Defterleri kapattık, şiir sokakta.

27.10.13

sunset park

Elle tutulabilir olmak. Arkadaşlarıyla görüşlerini tartışırken Bing’in en sık kullandığı terim budur. Dünya elle tutulabilir bir şeydir, der. İnsanlar elle tutulabilen varlıklardır. İnsanların gövdeleri vardır ve bu bedenler acıyı hissettikleri, hastalandıkları ve öldükleri için insanlığın başlangıcından beri zerre kadar değişmemiştir. Gerçi ateşin keşfi insanı ısıtmış ve çiğ et yemekten kurtarmıştır; köprülerin inşası insanın ayaklarını ıslatmadan ırmakları, dereleri geçmesine yaramıştır; uçağın icadı bir yandan insanın kıtaları, okyanusları aşmasını sağlarken, öte yandan da jet lag ve uçuş sırasında film izlemek gibi yeni olgular yaratmıştır ama insanoğlu çevresindeki dünyayı değiştirmiş olsa bile, kendisi değişmemiştir. Yaşamın gerçekleri değişmez. Yaşarsın, sonra da ölürsün. Bir kadının bedeninden dünyaya gelirsin, doğduktan sonra sağ kalmayı başarırsan, yaşamanı sürdürebilmen için annenin seni besleyip bakması gerekir ve doğduğun andan öldüğün ana kadar başından geçen her şey, içinde kabaran her duygu, her öfke patlaması, her ihtiras dalgası, her gözyaşı, her kahkaha, ömrün boyunca hissedeceğin her şey, ister mağara adamı ol, ister astronot, ister Gobi Çölü’nde, ister Kuzey Kutbu’nda yaşa, senden önce yaşamış herkesin hissettiği şeylerdir. Bütün bunlar, Bing on altı yaşındayken vahiy inmişçesine bir anda geliverdi aklına. Bir öğleden sonra Lut Gölü Ruloları hakkında resimli bir kitabı karıştırırken, parşömen metinlerin yanı sıra, kazılarda çıkarılan tabaklar, ilkel çatal kaşıklar, hasır sepetler, çanak çömlekler, testiler gibi en ufak bir zarar görmemiş buluntuları gösteren bazı fotoğraflar gördü. Bu nesnelerin neden ilgisini çektiğini kavrayamadan resimleri birkaç dakika dikkatle inceledikten sonra ne olduğunu anladı. Tabakların üzerindeki bezemelerin deseni, evinin karşısındaki dükkânın vitrininde sergilenen tabakların deseniyle aynıydı. Hasır sepetler, günümüzde milyonlarca Avrupalının alışveriş yaparken kullandıkları sepetlerin eşiydi. Resimlerdeki nesneler iki bin yıllıktı ama son derece yeni, son derece çağdaş görünüyordu. Bing’in insanoğlunun zaman kavramıyla ilgili düşüncelerini değiştiren işte bu keşif oldu: İki bin yıl önce Roma İmparatorluğu’nun ücra bir köşesinde yaşayan insan, bugünkü ev araç ve gereçlerinin tıpatıp aynısını tasarlayabilmişse, o insanın aklı, yüreği ya da iç dünyası kendisininkinden nasıl farklı olabilirdi?”
...


"Mikroskop ve teleskop eskiden göremediğimiz birçok şeyi görmemizi sağladı ama günlerimizi hala normal görüş ortamında geçiriyoruz.E-postalar postayla gönderilen mektuplardan daha çabuk geliyor ama sonuçta onlar da mektup yazmanın bir başka türü değil mi?"

Paul Auster - Sunset Park syf:73/74

novella başlangıcı

"... Düşünüyordu da: İnsanlar bu kadar birbirine benzerken, bunca kötülerken,yalnızca parmak izlerinin değişik olması belki de sadece inceden dokunmaları,okşayışları, sevmeleri unutulmaz kılmak içindi."

onur caymaz - gökyüzü sineması 

26.10.13

sch

 ş'siz alfabesinin ş'li telafuzundan.
 "vergess den rest der welt wenn du bei mir bist"
 
http://fizy.com/song/silbermond-das-beste/1dlpib

21.10.13

?


düzen zaman alır
sahi nedir düzgün?
derdi ne düzgün'ün?
biz çokça alışmışken düzensizliğe
ve çokça mutluyken eğrilerimizle
neden denge arayışı?
yetmek ve yeterince normal olmak ne?

biz bunca mutluyken anormalliklerimizle
spirallere devam.

3.10.13

boynun diyorum,
kış geldi.

ile;

2.10.13

hani Süreya demiş;

"yataklar var konuşmak için
öpüşmek için telefon klubeleri
...
aşklar var unutulmamak için
boğulmak için ilk sevgili "


bugün bu şiire baştan sona katılmalık bi' yağmur var dışarda.

evde oturmak için yağmurlar
ve yağmurlar için ılık çatılar , yağmurun kıymetini bilin ve battaniyelerin. sonra her şeyi sevmeye başlarsınız sırayla, tek tek, bir bir.

yine günlerden: "jack johnson - banana pancakes"

23.8.13

günaydın

"Her sabah kendinize çeki düzen verdikten sonra, gezegeni de köşe bucak temizlemelisiniz" - küçük prens Mesela baobaplar gezegeni kaplamasın diye hemen söküp atmak,volkan bacalarını temizlemek ve çiçeği sulayıp cam fanusla korumak gerekir. Sabahlar güzeldir. İyi haberlerle güzeldir,sevilenlerle güzeldir, sevilmeyle güzeldir. bal kavanozuna güneş yansırsa daha bir güzeldir.

20.8.13

sağ bileklerimizdeki küçük dövmeden çok daha içeriye bir yere sakladık.

john lennon - imagine.
banane